• en
  • tr
  • it
  • fr

Site Visitors

  • Today:
  • Yesterday:
  • All Time:
  • Your IP: 54.197.189.165
  • Your Country:

Trabzon Sümela Manastırı ve Mucizevi İkonası'nın Tarihi

Kutsal Sümela Manastırı, eski tarihte Trabzon'da yüksek kayalıklarda kurulmuş olup, Dünya'nın en eski ve en önemli tarihi manastırlardan biri olma özelliğini taşır. Manastır ismini, üzerinde kurulmuş olduğu dağın, tarihteki ismi olan Mela'dan almıştır. Yunancada Stou mela Mela'da anlamını taşımaktadır. Fakat bölgede halen daha konuşulmakta olan kökeni binlerce yıla dayanan Karadeniz'e özgü Rumca Lehçede bu isim Sou-mela'dır. Yani Modern Yunancada "Stou-mela" iken, Bölgede halen konuşulan Rumca lehçede "Sou-mela" olarak geçer. Bundan dolayı bugün hala bu yere Sümela denilmektedir.

Bu dağın zirvesinde kurulmuş olan bu muhteşem manastırda, tarihte çok önemli bir yer tutan, mucizeler yaptığına inanılan ve Hıristiyanlar için son derece önemli ve kutsal sayılan bir ikona muhafaza edilmiştir. Hıristiyan dünyasında çok önem taşıyan bu ikonaya bugün, Hıristiyanlar tarafından "Panagia Soumela" ikonası adı verilmektedir. Bu kutsal, görkemli ve mucizevî ikona İncil yazarlarından biri olan Aziz Luka tarafından çizilmiştir. Bilindiği gibi Aziz Luka büyük bir doktor, tarihçi ve Panagia Soumela ikonası gibi çizmiş olduğu daha birçok ikonalarla birlikte kilise tarihinde büyük bir ikonist olma ününe sahiptir. Yaygın bir inanışa ve birçok kaynağa göre, Aziz Luka bu ikonayı her gittiği yere beraberinde götürmüş ve Kutsal Meryem Ana onu bu nedenle mutlu kılıp, Aziz Luka'nın yaptığı her işi kutsamıştır.


Panagia Soumela İkonası'nın bugünkü orijinal hali

Öte yandan Sümela İkonası'nın tarihi, çok ilginç olmasının yanı sıra, çok enteresan ve dramatik olaylarla doludur. İncil yazarı olan Aziz Luka'nın çizdiği bu ikona, en değerli üç mucizevî ikonasıdan biri olarak kabul edilir. Bunun gerçekliği ve tarihi, imparatorluk kayıtlarının yanı sıra Patrikhane belgeleriyle de doğrulanmaktadır. Yukarıda da belirtmiş olduğumuz gibi, Aziz Luka tüm seyahatlerinde yanına bu çizmiş olduğu ikonayı taşımıştır. Aziz Luka'nın MS 84 yılında zeytin ağacı üzerinde haça gerilip öldürülmesi üzerine, onun güvenilir öğrencisi olan Ananias, ikonayı alıp Atina'ya götürmüştür. Tarihi kayıtlara göre İkona'nın yapmış olduğu sayısız mucizelerden dolayı, tüm Hıristiyan dünyasında büyük bir üne kavuşur ve Thebes'de Atina yakınlarında O'na adanmış bir kilise inşa edilir ve bu mucizevî ikona oraya konulur.


Aziz Luka'nın bir Panagia İkonasını çizdiği anı gösteren bir ikona

Daha sonra 4. yüzyılda genç bir rahip olan Basil, Kutsal Ayin'i yaparken Kutsal Bakire Meryem Ana ona bir anda görünür. Meryem Ana ona ve yeğeni Sotirichos'a hayatları boyunca onlarla birlikte kalacağına söz vererek, onlardan keşiş olmaları için hazırlık yapmalarını ve Panagia Soumela İkona'sının o zamanlarda bulunduğu Thebes'deki kilisenin manastırına gitmelerini ister. Böylece Aziz Luka tarafından çizilmiş olan Mucizevî Panagia Soumela İkonası'nın bulunduğu kiliseye giderler ve kiliseye girdiklerinde ikonaya doğru yürürler ve ikonayla karşılaştıkları an onun önünde yüzükoyun yere kapanırlar. Çok büyük bir hürmetle Mucizevî ikonayı öperek, önünde diz çöküp başlarını eğerek alçakgönüllülükle dualar edip Mucizevi Panagia Soumela İkonasın'dan hayatları boyunca onlara yol göstermesini dilerler. Dua ettikleri sırada Kilise'nin içi, ilahi söyleyen meleklerle dolar ve ikonadan bir anda gelen tatlı bir ses, Basil ve Sotirichos'a hayatları boyunca onlara eşlik edeceğini ve yol göstereceğini söyler. Bundan hemen sonra ikona, bulunduğu yerden iki melek tarafından kaldırılarak, açık olan bir pencereden bulunduğu bu kiliseden ilahiler eşliğinde çıkar.


Panagia Soumela İkonası'nın Paracletos Manastırında tutulan bir kopyası

Sümela Manastırı'nın kurucuları olan Aziz Barnabas ve yeğeni Aziz Sophronios'u gösteren ikona

Bu arada ikona, Karadeniz'in Kuzeydoğusunda bulunan Trapezunta'nın ( Şimdiki Trabzon) yaklaşık 45 Km güneyinde yer alan Mela Dağı'na mucizevî bir şekilde kendi kendine gider. Bir takım kaynakları incelediğimiz zaman, bu ikonanın oraya uçarak melekler eşliğinde gittiği söylenir. Bu iki keşiş kilisede gördükleri karşısında büyük bir şaşkınlığa uğrarlar ve melekler eşliğinde pencereden çıkan ikonanın nereye gittiğini merak ederek, büyük bir heyecana kapılırlar. Bu olup bitenlerden sonra kilisede dua ettikleri sırada Meryem Ana onlara bir anda görünür ve onlardan, kendisinin onlara göstereceği yolu takip etmelerini ve Karadeniz'in Kuzeydoğusunda yer alan Trapezunta'nın Güneyinde kalan Mela Dağı'na gitmelerini ister. Bir rivayete göre Meryem Ana onlara her gece rüyalarında görünerek, onlara takip etmeleri gereken yolu göstermiştir.


Sümela Manastırı'nın kurucuları olan Aziz Barnabas ve yeğeni Aziz Sophronios'un Panagia Soumela İkonası'nı tuttuklarını gösteren ikona
(Sts. Barnabas and Sophronios, the founders of the Monastery of Soumela in the Black Sea, holding the icon of the Panagia Soumela)

Daha sonraları Basil olan "Barnabas" ve yeğeni Sotirichos da "Sophronios" olarak adlandırılırlar. Tarihi kayıtlara göre bu iki keşiş Athos dağı, Latmos ve Papikon'dan Efes'e vararak, buradan bindikleri bir tekneyle Trabzon'a varmışlardır; fakat bir takım kayıtlarda bu keşişlerin bu yolu yürüyerek kat ettikleri de söylenir. Barnabas ve Sophronios, Trabzon'a vardıkları zaman Mela Dağı'nın bulunduğu yeri aramaya başlarlar. Sümela ikonasını ararlarken, sonunda mola verdikleri bir yerde karşılaştıkları yerli bir çiftçi, onlara Mela Dağı'nı gösterir. Mela Dağı'nın etrafında dolaşmaya başlayan keşişler, rivayete göre bir gün sonra dağa doğru akan nehri takip ederek dağın zirvesine yakın bir yerde uyurlar. Sabah uyandıklarında, kendilerini yine bu dağın zirvesine biraz yakın bir kuru mağara bulurlar. İkonayı dağın her yerinde olduğu gibi orada da aramak için girdiklerinde bir anda düz bir çıkıntının üzerinde ışıldayan bir şekilde Panagia Soumela İkonası'nı karşılarında bulurlar.


Aziz Luka'nın çizdiği Panagia Soumela İkonası'nın bir kopyası

Hiçbir yaşam kaynağı olmayan bu yerde, Mela Dağı'nın o dik ve sarp yokuşunda, tüm hayat zorluklarına rağmen sevinç içinde yaşamaya başladılar. Çünkü onlar Kutsal ve mucizevî Panagia Sümela ikonası aracılığıyla Tanrı'ya sonsuz bir güvenle bağlanmışlardı ve onların oraya gitmesini isteyen Kutsal Bakire Meryem'in, onlara söz vermiş olduğu gibi, kendilerine her zaman yardım edeceğinden hiç kuşkuları yoktu.

Günlerden bir gün onlara yiyecek yüklü bir eşek görünür ve hatta eşeğin üzerinde, bulundukları yerin yakınında bulunan Vazelon Manastırı'nın baş keşişi tarafından yazılan bir mektup bulunur. Mektupta Kutsal Meryem Ana'nın bu baş keşişe göründüğü ve ondan, onlara yemek göndermesini istediği yazar.

Burada kendileri için küçük hücre odaları inşa edip, ikonanın bulunduğu mağarayı şapele (küçük kiliseye) çevirdiler. Manastır yapılan çalışmalarla daha sonra büyütülür ve Yunanca Theotokos'a yani "Mesih'in" annesi Meryem Ana'ya adanır. Bundan dolayı oraya bugün Sümela Manastırı'nın yanı sıra Meryem Ana Manastırı da denilmektedir.


Sümela Manastırı'nın dıştan ve içten bir görünümü

Manastırın inşaatı tamamlandıktan sonra MS 386 yılında, Trabzon'un Başpiskopos'u tarafından törenler ve dualar eşliğinde açılışı yapılır. Bizans döneminde bu manastır, aynı zamanda özel bir eğitim yeri olma özelliğini taşımıştır ve tarihte çok önemli, birçok Bizans ve Batılı kralların, bu görkemli manastırda, Panagia Sümela İkona'sının önünde taç giydirildikleri de söylenir.

Kısa zamanda keşişlerin Mela Dağındaki hayatları ve de mucizvî ikonanın ünü hızla yayılır ve manastırı Dünya'nın her yerinden gelen sayısız Hıristiyan hacılar o dönemde ziyaret etmeye başlar. Aynı zamanda birçok yerden gelen insanlar orada ilahiyat eğitimi alarak keşiş oluyorlardı. Bu ve bunun gibi bazı olaylar bize bu manastırın aynı zamanda bir ilahiyat okulu olarak da kullanıldığı izlemini vermektedir.


Görkemli Sümela Manastırı'nın karlı bir havada dıştan görünümü

Sümela Manastırı da Bizans İmparatorlarının çok önem verdikleri bir yer olmakla birlikte, imparatorların da büyük bir beğenisini kazanmıştır. Aziz Luka tarafından çizilen bu Mucizevî ikona, Mela Dağı'na kurulmuş olan bu manastıra büyük bir önem kazandırmıştır ve aynı zamanda manastırda yapılan işlerin başarıları her yerde konuşulmakla birlikte, bunlarla zaman zaman tarih sahnesinde karşılaşmak mümkündür. Bu Manastır, kurulduğu tarihten itibaren bölgesinin en önemli manastırı olma özelliğini de taşımıştır.


Manastırın harabeyken çekilmiş bir resmi

7. Yüzyılda manastır, maalesef çevreden gelen bir takım yabancı gruplar tarafından büyük bir istilaya uğramış ve yağmalanmıştır. Acılı olayların yaşandığı bu dönemde, manastırdaki keşişler gözyaşları içinde manastırı terk etmek zorunda kalırlar. Hatta istilacılar manastırın en önemli parçası olan Kutsal Sümela İkonasını yok etme girişiminde bulunmuşlarsa da bu girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Manastırı harabeye çeviren bu saldırganlar, daha sonra bölgeye de büyük bir zarar verdikten sonra, oradan uzaklaşırlar. Manastırı istila anında terk eden keşişler, geri gelerek manastırı tekrar restore edip, her şeyi eski şekline çevirmeyi başarırlar. Nitekim bu sevinç uzun sürmez ve manastır tekrar istilacı haydutların saldırısına uğrar ve rivayete göre manastırda yaşayan tüm keşişleri katledip, öldürdükten sonra haydutlar bölgeyi ikinci kez terk ederler. Bu olaylar manastırın en acılı ve kanlı tarihinden birini yansıtması yanında, bugün bile düşünüldüğünde, insana büyük bir acı ve üzüntü yaşatan elemli bir dönemi yansıtır.

Mucizeler Anne'si Kutsal Bakire Meryem, manastırın bu kanlı ve elemli olaylarından sonra, M.S. 644 yılında manastır bölgesinde yaşayan, fakir ve okuma yazma bilmeyen, bir çiftçi olan Christopher'a bir anda görünerek ondan, önce bölgenin episkoposuna gidip keşiş olarak adanmasını, yıkılan manastıra dönüp, oranın yeniden canlandırılmasını ve manastır binasını da restore etmesini ister. Tüm bu gördükleri karşısında şaşkına dönen çiftçi Christopher Tanrı'yı över ve Kutsal Meryem'in ona dediklerini yerine getirip, çok geçmeden manastır binasına varır ve mucizevî bir şekilde, manastırın saldırıya uğramasına rağmen, Panagia Sümela ikonasını ve bulunduğu kilisenin hiçbir şeklide zarar görmediğini görür. Sevinç ve mutluluk içinde dualar edip, Tanrı'ya övgüler sunan Christopher daha sonra kiliseyi silip temizlemeye başlar, tam o sırada orada gördüğü Kutsal İncil'i açar ve bir anda mucizevî bir şekilde okuyabilmekte olduğunu da fark eder. Daha önce kara cahil olan Christopher, Kutsal Bakire'nin ona mucizevî bir şekilde okuma yazma öğretmesiyle artık bilgin bir keşiş olmuştu. Bu şekilde manastır 644 yılında Christoper tarafından restore edilip, tekrar birçok insan tarafından ziyaret edilmeye başlar ve yine Hıristiyan dünyasında tekrar eski ününe kavuşur.


Manastırın iç kısmının bir bölümünü gösteren eski bir fotoğrafı

Manastır tarihte birçok kez, saldırılara uğrasa da, mucizevî Panagia Sümela ikonası günümüze kadar hayatta kalmayı başarmıştır. Onun kutsal görüntüsü önünde birçok insan kötü hastalıklardan kurtulduğu gibi, kötü cin ve şeytana da tutsak birçokları, bu kötü ruhlardan arınmıştır. Kutsal Meryem Ana ve O'nun biricik Oğlu Mesih İsa'yı tasvir eden bu mucizevî ikonanın, Aziz Luka'nın onu çizmesiyle başlayan mucizeleri günümüzde halen daha sürmektedir. Bundan dolayı bu ikona tarihten günümüze dek Karadeniz Bölgesi'nin ve o tarihte orada yaşayan bütün Rumların önemli bir sembolü olduğu gibi, bugün de bu etkisini sürdürmektedir.

1461 de bölge Osmanlıların eline geçmesiyle Sümela Manastırı, Osmanlı padişahları tarafından da son derece saygın ve kutsal bir yer olarak görülmüş ve bu şekilde Osmanlılar döneminde de kutsal bir yer olma prestijini korumuştur. Bununla birlikte manastırda yaşayan keşişler dini vecibelerini hiçbir baskı altında olmaksızın özgür bir şekilde sürdürmüşlerdir. Rivayete göre manastır birçok Osmanlı padişahları tarafından ziyaret edilip, büyük bir hassasiyetle koruma altına alınmıştır. Bir takım belgeler incelendiği zaman manastıra padişahlar tarafından bir takım hediyeler de verilmiş olduğu görülmüştür.


Mela dağının zirvesine yakın inşa edilen Sümela Manastırının sisli bir havada çekilen resmi

Fakat manastır 1923'de ortaya çıkan nüfus mübadelesi sonucunda ve bir takım sebeplerden ötürü içinde yaşayan keşişler gözyaşları ve keder içinde manastırı terk etmek zorunda kalırlar. Bu olay manastırın kuruluşundan beri yaşanılan en acı olaylardan biridir. Bu şekilde manastırda, dini etkinlikler, keşişlerin oradan ayrılmasından sonra, sona ermiştir. Ne acı ve kederlidir ki, Panagia Sümela ikonasının mucizevî bir şekilde geldiği ve kendine ev olarak seçtiği efsanevi ve birçok mucizenin yaşandığı o manastır; keşişler tarafından zorunlu olarak terk edilmiştir. Nitekim bu yer tüm Hıristiyanlar tarafından bugün dahi kutsal sayılır ve her gün binlerce kişi tarafından ziyaret edilir.

Keşişler manastırı terk etmeden önce, manastırın içinde bulunan çok değerli kutsal eşyaları; manastırdan yaklaşık 1km uzaklıkta bulunan ve Aziz Sofronios tarafından, Aziz Barnaba adına yaptırılan küçük kilisenin önünde gömmüşlerdir.

Bu çok değerli kutsal eşyalar: Aziz Luka tarafından çizilen ve manastıra büyük bir ün kazandıran Sümela ikonası, parşömen kâğıda Aziz Christopher tarafından kopyalanmış el yazısı İncil ve İmparator Manuel Comnenos tarafından manastıra hediye edilmiş kutsal haç idi.


Sümela Manastırı'nda yaşayan baş keşiş ve diğer keşişleri gösteren bir fotoğraf
( Facade of the monastery church of Soumela with the abbot and monks)

Daha sonraki yıllarda o zamanki Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venezelos'un Türkiye Başbakanı İsmet İnönü ile birlikte yaptığı görüşmeler sonucunda 22 Ekim 1931'de Sümela Manastırının en son keşişlerden biri olan Peder Amrosios'un kutsal eşyaları almak için Trabzon'a gelmesi konusunda anlaşmışlardır. Bu keşiş, kutsal eşyaları gizledikleri Barnabas Kilisesi'nin önüne gidip gömdükleri gizli yerden çıkartarak onları Atina'ya getirmiştir. Daha sonra Peder Amrosios'un Sümela'dan getirdiği bu kutsal ve son derece değerli parçaları Atina'daki Benaki Müzesi'nde 20 yıl boyunca saklanmıştır.


1931 Türkiye ve Yunanistan Başbakanları İsmet İnönü ve Eleftherios Venezelos

1950 yılında bir Karadenizli Rum olan Dr. Philon Ktenides, Aziz Luka tarafından çizilen mucizevi Sümela İkona'sının yeniden bir manastıra konulması ve aynı zamanda Trabzon'daki Sümela Manastırına benzer bir manastırın yaptırılması için, orada yaşayan tüm Karadeniz uyruklu Rumları teşvik eder.


Yunanistan'da Veria'da bulunan Vermion dağındaki Sümela Manastırı
Bugün Sümela Manastırı İkonası burada tutulmaktadır.
(Picture of the Monastery of Panagia Soumela, Vermion Mountain, Veria, Greece)

Bunun üzerine 15 Ağustos 1952 yılında Veriya'da, Vermion dağında yaptırılan yeni manastıra Sümela Manastırı adı verilmiş olup, Atina'da ki Benaki müzesinde 20 yıl boyunca saklanan Mucizevî Sümela İkonasını da bu yeni Manastıra yerleştirmişlerdir. 1952'den günümüze dek her yıl milyonlarca insan bu kiliseye giderek Mucizevî Sümela İkonası'nı ziyaret etmektedir.

Derleyen ve Hazırlayan:Andreas Elefteriadis